TİROİD BEZİ HASTALIKLARININ ÇEŞİTLERİ

Tiroid hormonları metabolizma hızını düzenler ve vücudun tüm sistemlerinin gelişimini ve fonksiyonlarını etkiler; tiroid bezi neredeyse bütün organ sistemlerini etkiler. Bu nedenle tiroid hormon sentez ve salgılanmasındaki dengesizlikler vücut fonksiyonlarında ağır tahribata yol açabilmektedir. Tiroid bezi hastalıkları en sık karşılaşılan endokrinolojik anormalliklerden biridir.

Tiroid hastalıkları genel olarak; guatr, tiroidit, hipertiroidi, hipotiroidi ve tiroid kanseri olmak üzere 5 ana gruptur.

GUATR

İyot alımındaki bozukluk veya tiroid hormon sentezinin bir basamağındaki bozukluk sonucu tiroid bezinde büyüme olur. İyot eksikliği her yaş grubunu etkileyebilir; bu iyot alımı yetersizliğine bağlı olarak çeşitli hastalıklar görülür. Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülmektedir.

Guatra Yol Açabilecek Faktörler:

  • İyot yetmezliği
  • Selenyum yetmezliği
  • Genetik eğilim
  • Tiroid bezinin iltihabi hastalıkları (Hashimoto, tiroiditler)
  • Lityum kullanımı
  • Soya yağı veya fasulyesinin fazla tüketimi
  • Sigara
  • Demir yetmezliğine bağlı kansızlık
  • Gebelik (iyot yetmezliği olan bölgelerde)
  • Hipofiz bezinden aşırı TSH hormon salgılanması

Guatr, endokronolojinin en sık görülen hastalığı olmakla beraber klinik olarak hipertiroid, hipotiroid veya ötiroid olarak seyredebilmektedir. Guatr hastalığı, diffüz (basit) guatr ve nodüler guatr olarak görülebilir.

Diffüz Ötiroid Guatr (Non-Toksik, Basit Guatr)

Diyetle eksik iyot alımına bağlı olarak tiroid hormonlarının yeterli derecede sentezlenememesi ve TSH salgısının artmasıyla ortaya çıkan ve tiroid bezi büyümesiyle seyreden durumdur. Büyüme diffüzdür; yani nodül oluşumu görülmez.

Ötiroid guatr, sporadik ve endemik olmak üzere 2’ye ayrılır:

  1. Sporadik guatr: Genel olarak, konjenital hormonogenez anormallikleri ve tiroid hormonu etkisizliği sonucu meydana gelen guatr hastalığı olmakla beraber tiroiditlerin, bazı guatrojen ilaçların ve doğal guatrojenlerin de sporadik guatra yol açabildiği belirtilmektedir.
  2. Endemik guatr: Bir bölgede tiroid dokusunun büyüme prevelansı %10’u aştığında ya da 6-12 yaş çocukların %5’inde guatr bulunduğunda bu durum endemik guatr olarak tanımlanır. Birkaç istisna dışında endemik guatrın nedeni, normalde mevcut olan guatr veya sporadik guatr oluşumundan sorumlu olan guatrojenik faktörlere bağlı iyot eksikliği yani diyetle yeteri kadar iyot alınamamasıdır. Endemik guatrın etiyopatogenezinden sorumlu olan esas çevresel faktörler şunlardır: İyot yetersizliği, doğal guatrojenler, sebzeler (beyaz lahana, kara lahana, beyaz turp, şalgam, karnabahar, soğan, sarımsak), süt, suların antitiroid içeriği, aşırı iyot/lityum gibi inorganik ajanlar, sigara, selenyum yetersizliği ve aşırı iyot alımıdır. Çevresel faktörler dışında endemik guatr gelişimi ile ilişkili faktörler ise şunlardır: Otoimmünite, cinsiyet ve herediter faktörler.

Nodüler Tiroid

Tiroid nodülleri, tiroid bezinde oluşur ve bezin normal dokusuna benzemeyen, çeşitli büyüklükte, yuvarlak veya oval kitlelerdir. Endemik olarak iyot eksikliği nedeniyle ya da sporadik olarak oluşabilir. Bir tiroid nodülü tespit edildiğinde nodülün benign ya da malign olup olmadığı ve tiroid fonksiyon bozukluklarına neden olup olmadığı araştırılmalıdır. Tiroid nodüllerinin birinci basamak değerlendirilmesi TSH ölçümü ve tiroid ultrasonudur. TSH ölçümü hastanın tiroid fonksiyonlarını gösterirken malignite riski yönünden de fikir verir.

TİROİDİT

Tiroid bezinde çeşitli etiyolojik nedenlerle oluşan ve farklı klinik tablolarla kendini gösteren heterojen enflamatuvar hastalıklardır. Tiroiditlerin hemen hemen tamamında tiroid folikülünün normal yapısı bozulur ve her bir tiroidit tipinin kendine özgü histolojik özelliği bulunur. Tiroiditler, başlangıç hızına göre akut, subakut ve kronik tiroidit olarak 3 gruba ayrılır.

Akut Tiroidit

Bakteri ya da mantar enfeksiyonları sonucu oluşan iltihabi bir tiroid bezi hastalığı olup her yaşta, belirgin bir cins ve ırk ayırımı olmaksızın görülebilmektedir. Bakteriler tiroide kan, lenf, tiroglossal kanal artıkları, çevre dokudan yayılma ve pyriform sinüs fistülü yoluyla gelmektedir.

Akut tiroiditin ortaya çıkışına yardımcı olan bazı hazırlayıcı durumlar şunlardır: Önceden bulunan bir tiroid hastalığı, vücudun başka bir yerinde bir enfeksiyonun varlığı, özafagus perforasyonu, tiroglossal kanal kalıntısı ve pyriform sinüs fistülünün varlığı.

Subakut Tiroidit

Subakut granülomatöz tiroidit: Non süpüratif ve dev hücreli tiroidit de denilen muhtemel viral enfeksiyona bağlı tiroid bezinin akut enflamatuvar hastalığıdır. Sıklıkla üst solunum yolu enfeksiyonundan sonra miyalji, bitkinlik ve halsizlik gibi prodromal belirtilerle ortaya çıkar ve genelde boyun ağrısı, ateş, kırgınlık ve enflamasyonda artış tespit edilir ve bu belirteçler çoğunlukla kendiliğinden düzelir. Hastaların önemli bir kısmında viral antikor titresinin yükseldiği, bazılarında kültürde kabakulak ve bazı virüslerin ürediği görülmüştür; yaz aylarında bu virüslerin pik insidansına bağlı olarak hastalık daha sık görülür. Kadınlar erkeklerden 4 kat daha fazla etkilenmekte ve daha çok 40-50 yaşları arasında görülmektedir.

Subakut lenfositik tiroidit (sessiz tiroidit): Otoimmünite kaynaklı olup, kısmen Hashimoto’ya benzer şekilde lenfositik infiltrasyonlar içerse de fibrozis olmaması ile ayrılır ve postpartum tiroiditi ile arasındaki klinik seyir açısından benzerlik olmakla beraber en önemli fark gebelik ile ilişkili olmamasıdır; tüm tirotoksikozların yaklaşık % 1’ini oluşturmaktadır.

Amiodaron ile Oluşan Tiroidit

Postpartum tiroidit olarak da adlandırılan ve gebelikte amiodaron kullanılmasıyla oluşan tiroid bozukluğudur. Doğum veya düşük sonrası bir yıl içinde görülen sessiz tiroidit sendromu şeklinde tanımlanan durumdur. Geçici hipertiroidi dönemini geçici bir hipotiroidi dönemi takip eder ve 1 yıl içinde düzelir. Hipertiroidi dönemi doğumdan sonraki 2-6. ayda görülür ve takiben 3-12. aylar arasında bir dönem hipotiroidi dönemi gelişir.

Kronik Tiroidit

Hashimoto tiroiditi (Kronik lenfositik tiroidit, otoimmün tiroidit): Organ spesifik otoimmün kronik enflamatuvar bir hastalıktır. Histolojik olarak farklı özellik gösterir: Diffüz lenfositik infiltrasyon, lenfoid folliküllerin oluşması, epitel hücrelerinin yıkımı, fibroz doku proliferasyonu.

Riedel tiroiditi: Oldukça nadir görülür ve genellikle orta yaşlı kadınlarda görülür. Özofagus, trakea, boyun venleri ve rekürren laringeal sinirlere basıya bağlı gelişen lokal semptomlarla birlikte olan sinsi ve ağrısız guatr şeklinde kendini göstermektedir.

HİPERTİROİDİZM

Kanda tiroid hormonlarının aşırı derecede yükselmesi sonucu çevre dokuların yüksek düzeyde hormon etkisinde kalmasıyla ortaya çıkan ve hipermetabolizmayla sonuçlanan durumdur. Metabolik olarak genel bir hızlanma vardır; bazen bu sendromu tarif etmek için tirotoksikoz ifadesi de kullanılmaktadır. Belirtiler arasında sinirlilik, irritabilite, aşırı terleme, kan basıncı, solunum artışı, taşikardi, dispne, diyare, guatr, ekzoftalmi ve derideki değişiklikler bulunur.

Hipertiroidi primer, sekonder ve subklinik hipertiroidi olmak üzere 3’e ayrılır.

Primer Hipertiroidi

Graves hastalığı, toksik multinodüler guatr fonksiyonel tiroid karsinom metastazları gibi sorunlara bağlı olarak gelişebilir.

Graves hastalığı çok sık rastlanan bir otoimmün hastalık olup tirotoksikoz, diffüz guatr, infiltratif oftalmopati ve tiroit akropatisi ile birlikte gelişen bir tablo çizmektedir.

Sekonder Hipertiroidi

Daha nadir görülür ve TSH salgılayan hipofiz adenomu, tiroid hormonuna direnç sendromu ve gestasyonel tirotoksikoza bağlı olarak şekillenebilmektedir.

Subklinik Hipertiroidi

TSH düzeyi düşük; buna karşılık serum T3 ve T4 düzeylerinin normal sınırlar içindedir. Nedenleri hipertiroidizm nedenleri ile aynı olmakla beraber en sık neden dışarıdan alınan tiroid hormonudur. Endojen subklinik hipertiroidi sıklığı ancak % 0,6–1.1 arasındadır; endojen subklinik hipertiroidi nedenleri arasında, yeterince tedavi edilmemiş hipertiroidi, erken dönem Graves, iyota bağlı hipertiroidi, soliter otonom adenoma ve tiroidit bulunur. Subklinik hipertiroidi olgularında belirtiler belirgin olmayabilir veya ılımlı düzeyde seyredebilir.

HİPOTİROİDİZM

Tiroid hormonlarının eksikliği ve nadiren etkisizliği sonucu ortaya çıkan durumdur. Bu hastalarda kilo alımı, uyku eğilimi, egzersiz kapasitesinde azalma ve soğuğa karşı intolerans görülür. Daha ağır hastalarda konstipasyon, seste kalınlaşma, saç dökülmesi, tırnaklarda kırılma, kolesterol seviyelerinde artış, miksödem, kretinizm, ciltte kuruluk ve guatr ile seyredebilir. Hipotiroidizm nedenlerinden en sık olanı iyot eksikliğidir.

Tiroid hormonları tüm organ ve sistemler üzerinde etkilidir; bu hormonlarda yetersizlik olduğu zaman çok çeşitli belirti ve bulgular görülür. Bu belirtiler halsizlik, yorgunluk, kilo alma, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, cilt kuruluğu, saçlarda dökülme, üşüme, kabızlık, seste kabalaşma, düzensiz ve yoğun adet kanamaları, infertilite, kas sertliği, kas ağrıları, karpal tünel sendromu, depresyon ve demanstır. Hashimoto tiroiditine bağlı olarak gelişen hipotiroidlere, vitiligo, pernisiyöz anemi, romatoid artrit, tip 1 diabetes mellitus, Addison hastalığı gibi diğer otoimmün hastalıklar da görülebilmektedir.

Hipotiroidizm nontiroidal hastalıklı yaşlı bireylerde tekrarlama olasılığı yüksektir. Bilinen ana klinik semptomları kardiyovasküler, gastrointestinal ve metabolik hastalıklardır; ayrıca iskelet gelişiminin gecikmesine ve mental bozukluklara da yol açabilmektedir.

Hipotiroidizm, metabolik olarak genel bir yavaşlama ile karakterize bir tablodur. Hastalık erkeklere göre kadınlarda daha sık karşılaşılmaktadır.

Primer, sekonder ve subklinik hipotiroidi olmak üzere 3 gruba ayrılır.

Primer Hipotiroidi

Tiroid bezi kaynaklı hipotiroididir. Primer hipotiroidi nedenleri iyot eksikliği, otoimmün tiroid hastalığı, atrofik tiroidit, tiroitektomi, bazı ilaçlar, boyun bölgesine radyoterapi uygulanması, RAI tedavisi, tiroid bezi gelişiminde veya tiroid hormon sentezinde konjenital bozukluklardır.

Sekonder Hipotiroidi

TSH salgısının yetersizliği sonucu gelişen hipotiroididir. En sık görülen sekonder hipotiroidi nedenleri hipofiz tümörleri, hipofiz cerrahisi, radyoterapi, infiltratif hastalıklar ve Sheehan sendromu (kadınlarda doğum sonrasında yaşanan aşırı kan kaybı ve bunun sonucunda hipofiz bezine giden kanın azalması)dur.

Tersiyer Hipotiroidi

Hipotalamusta sentezlenen ve salınan TSH yetersizliği sonucu nadir olarak ortaya çıkan hipotiroididir. İyot eksikliği ve otoimmün tiroid hastalığı (Hashimoto tiroidi) en sık görülen tersiyer hipotiroidi sebepleridir.

TİROİD KANSERLERİ

Tiroid kanserleri tiroid dokusunun epitelyel veya nonepitelyel kısımlarından meydana gelir. Tiroid foliküler epitelinden papiller, foliküler ve anaplastik kanserler köken alır ve tiroidin diğer kanserleri medullar, primer lenfoma, sarkom ve diğer organlardan tiroide yayılan yani metastaz yapan kanserlerdir. Tiroidin metastatik kanserleri en sık meme, kolon, böbrek ve melanomun metastaz yapmasıdır.

Tiroid kanseri diğer kanser türlerine göre daha nadir görülen bir kanser tipidir ve genç kadınlarda daha fazla görülür. Guatr ve tiroid nodülü varlığı, belirgin bir tiroid hikayesi, tiroidit veya hipertiroidizm, tiroid kanseri için risk faktörleridir. Endemik guatr bölgeleri veya iyot alımının yüksek olduğu alanlar dahil iyot dengesizliği olan bölgeler ile zayıf beslenme koşullarının olduğu bölgelerde ve ayrıca özellikle baş ve boyun bölgesine iyonize radyasyona maruz kalmış kişilerde tiroid kanseri daha fazla görülür.

Kaynak:

  1. Durgun Z., Yazıcı Z. ve İnan A.O. Tiroit Hormonları ve Hastalıkları. Akdeniz Spor Bilimleri Dergisi (ASBD) / Mediterranean Journal of Sport Science (MJSS) (2019).

“TİROİD BOZUKLUĞUNA NEDEN OLABİLEN İLAÇLAR” YAZISI İÇİN TIKLAYINIZ.

“LAHANAGİLLER (BRASSİCACEAE-CRUCİFERAE) FAMİLYASI BİTKİLERİNİN TİROİD ÜZERİNE ETKİLERİ” YAZISI İÇİN TIKLAYINIZ.


0 yorum

Bir yanıt yazın

Avatar placeholder

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

E-BÜLTEN

Yeni yüklenen slaytlardan ve güncel yazılardan haberdar olmak istiyorsanız e-posta adresiniz ile e-bültene kaydolabilirsiniz.